TümHaber internet sitesinin Doç. Dr. Ercan Arıcan ile yaptığı röportaj

TümHaber internet sitesi muhabiri Aydın ŞAHİNALP’in, İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Öğretim Üyelerinden Doç Dr. Ercan ARICAN ile yapmış olduğu röportajı 27.03.2013 tarihli “Bilimsel Sherlock Holmes’lar” başlık yazısı ile yayınlamıştır. İlgili yazının içeriği aşağıda bulunmaktadır.

Orjinal site içeriğini görmek için lütfen tıklayınız.

 

Aydın ŞAHİNALP
Parmak izi bırakmamak için eldiven, saçlarının düşmemesi için bere giyen hırsız, sorgu odasında güven içerisinde oturuyordu. Ardında hiç iz bırakmadığını düşünüyordu. Ta ki polis gelip sağ kulak izini alana kadar…

Bu tip polisiye dosyaların çözümünde, insanın tüm karakteristik özelliklerini saklayan ve her insanda farklı olan DNA bir anahtar konumunda. Geçmişte sadece annelik babalık tayini için kullanılan DNA testleri, artık bilimin her alanında söz sahibi oldu.  Öyle ki arkeoloji, antropoloji, veterinerlik ve tıp başta olmak üzere hemen hemen her bilim dalı .DNA’dan faydalanıyor.
Nedir DNA?

Peki ya Antik DNA?…

Moleküler biyolojinin önemi nedir ? Nasıl oluyor da DNA girift polisiye dosyalarını çözmeye yardımcı oluyor?

İşte tüm bu soruları ve fazlasını İstanbul Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ercan ARICAN’a sorduk. Ortaya çok ilgi çekici bir söyleşi çıktı.

PARÇALANMIŞ DNA’LARI SABIRLA BİR ARAYA GETİRİYORUZ

Antik DNA ve DNA nedir?

DNA, canlı olarak nitelendirdiğimiz organizmalarda, organizmanın özelliklerini ortaya çıkaran biyokimyasal bir yapı taşıdır. Açılımı Deoksi Ribo Nükleik asittir. Tek hücreli bakterilerde de RNA vardır. Yani Ribonükleik Asit. DNA ve RNA bir organizmanın genetik yapı taşlarıdır.

Antik DNA da arkeolojik kazılarda çıkarılan binlerce hatta yüzbinlerce yıl öncesine ait hayvan, insan bitki v.s gibi canlıların kalıntılardan elde edilen genetik materyalleri inceler. Antik DNA normal DNA’dan farklı; canlı olmayan organizmadan elde edildiği için bozulmuş, kırılmış, parçalanmış bir kitleye sahiptir. Fosillerden elde etmiş olduğumuz DNA’lar aslında bir karışım. Canlı bir hücre olmadığı ve binlerce yıldır toprağın altında ve parçalanmış olduğu için üzerinde çalışılması çok zor. Biz Antik DNA laboratuvarında o parçalanmış dağılmış DNA’ları bir araya getiriyoruz.

TIPKI PUZZLE GİBİ

Puzzle yapıyorsunuz yani?

Evet. Fosillerden elde ettiğimiz DNA’lar puzzle’lara çok benziyor. Kalıntılardan elde ettiğimiz genetik materyali şu anda mevcut yaşayan ona yakın olan akrabalardaki sağlam DNA’larla o puzzle’ın eksik parçalarını tamamlamaya çalışıyoruz.

Çok zorlu bir süreç olmalı…

Evet çok zor. Tabi bu aşamada bilgisayar destekli biyoinformatik dediğimiz moleküler biyolojinin alt bilim dalını kullanıyoruz. Bilgisayar destekli programlarla puzzle’ın o eksik parçalarını bir araya getirip organizmayı anlamaya ve tanımlamaya çalışıyoruz.

ANTİK DNA ZAMAN MAKİNESİ GİBİ

Diyelim ki Milattan Önce 13 yüzyılda yaşamış Mısır Firavunu Tutankamon Türkiye’de arkeolojik kazıda bulundu. Ve kalıntılarını size getirdiler. Nasıl bir süreçten geçirip tarihe ışık tutuyor antik DNA?

İlk olarak arkeologlar inceleme yapıyor. Karbon testi yapılıyor önce. “Nedir? Nerden gelmiş? Kaç yaşındadır? Kalıntılar kime aittir?” gibi sorulara cevap olacak bulguları elde ettikten sonra da, “İnsan mıdır? İnsansa cinsiyeti nedir? İşte belli bir hastalıktan mı öldü? Boynu mu kırılmıştır?” Bu tip morfolojik araştırma arkeologların işi. Bu aşamadan sonra iş Moleküler Biyolojiye kalıyor. Morfolojik incelemeden sonra bilim dünyası size antik DNA ile ilgili sorular soruyor. “Bulduğunuz kişi erkek midir dişi midir?” diye… Morfolojik olarak leğen kemiği ayrımına bakarak erkek veya dişi diyebiliyorsunuz. Ancak belli bir yaşa kadar cinsiyet ayrımı yapılamıyor. Küçük bir çocuğa ait bir kalıntı bulduysanız arkeologlar bunun cinsiyetini saptayamıyor. Burada devreye DNA giriyor. Cinsiyet kromozomlarına yani X ve Y kromozomlarına bakılarak kalıntının cinsiyeti belirleniyor. Antik DNA’da kesin olarak bu erkektir dişidir diyebiliyoruz.

Hata payı yok mu?

Yüzde 99.99… Çalıştığınız kimyasallarla, laboratuvarın sterilizasyonuyla, alınan kemiğin nereden nasıl alındığıyla ilgili… Kalıntılar iyi korunabildi mi? Bunlar çok önemli. Yani kalıntıları birisi çıplak elle tutabilir. Tutunca tutan kişinin DNA’sı kemik üzerine ya da materyale bulaşmış olabilir. Bu da hatalı sonuç alınmasına neden olabilir.

 

TEK YUMURTA İKİZLERİNİN PARMAK İZLERİ FARKLI

Tek yumurta ikizlerinin parmak izleri farklı mı?

Normalde DNA dünya üzerindeki tüm canlılarda birbirinden farklıdır. Fakat tek yumurta ikizlerinde özel bir durum var. Tek yumurta ikizlerinin DNA’ları tıpa tıp aynıdır. Canlının tüm karakteristik özelliklerini oluşturan DNA olduğundan son yıllara kadar ikizlerin de parmak izlerinin aynı olduğu düşünülüyordu. Son yıllarda yapılan çalışmalarla tek yumurta ikizlerinin biyometrik özelliklerinden biri olan parmak izlerinin de farklı olabileceği ortaya çıktı. Epigenetik denilen bir bilim dalı var. Tüm DNA’nız aynı bile olsa -tek yumurta ikizleri için konuşuyorum- bazı biyometrik özellikleri farklı olabiliyor. Parmak izleri tamamen aynı olacak diye bir şey söz konusu değil.


Olaya biraz polisiye bir bakış açısıyla bakmak istiyorum. Parmak izi mi yoksa DNA mı kimlik tespitinde daha iyi sonuç verir?

Normalde ikisini birbirinden ayıramıyorsunuz. İlk olarak klasik yönteme parmak izine bakılıyor. Parmak izlerinde evet bu kişi şüphelidir. Yüzde 80 yüzde 90 deniyor. Özellikle yurtdışındaki mahkemeler moleküler düzeyde DNA analizi yapılmadığında mahkeme kararlarını bozuyor. Bir de DNA parmak izi denen bir yöntem var. Dıştan yapılan bildiğimiz klasik parmak izinin yanında bir de DNA parmak izi var. Normal parmak izinde hata oranı bulunurken, DNA parmak izinde bu oran yüzde 1’lerin çok altında kalır.

DNA parmak izi için ne tür deliller gerekli?

Olay yerinde vücuda ait bir parçanın olması lazım. Kan olabilir, saç teli olabilir, vücuttaki herhangi bir kıl olabilir, vücut sıvısı gibi bir delil olabilir. Söz konusu delili bulunca DNA parmak izini çıkarabilirsiniz. Ve bu verileri normal parmak iziyle karşılaştırıp yüzde yüz suçludur diyebilirsiniz.


Laboratuvar Olanakları hakkında bilgi verir misiniz? Gradient PCR Cihazı, PCR Cihazı, Soğutmalı Su Sirkülatörü… Bunlar neye yarar?

Moleküler biyoloji cihazları çok pahalı. Antik DNA Laboratuvarının yurtiçi ve yurtdışında kabul görebilmesi için belli özelliklere ve standart cihazlara sahip olması gerekli. Bu uluslararası akreditasyon için bile gerekli. Gradient PCR Cihazı, PCR Cihazı, Soğutmalı Su Sirkülatörü DNA

PCR optimizasyon (Çoğaltma)için var. Gradient PCR Cihazı 40 bin lira. Alt yapı çok önemli. İstanbul Üniversitesi Türkiye’deki birçok üniversiten maddi olarak daha iyi durumda. İki tıp fakültesini olması döner sermayesinin yüksek olması açısından bir avantaj. Araştırma fonu var. Ülke ekonomisine göre bazı kısıtlamalar olsa da bütçeniz genelde destekleniyor.

Peki, İstanbul Üniversitesi Antik DNA laboratuvarı dünya standardında mı?

Kullandığımız cihazlar antik DNA konusunda dünyanın en iyi ülkelerinde kullanılanlarla aynı. Amerika, İngiltere ve Almanya’daki cihazlarla eşdeğer. Hatta ben İtalya’dan yeni geldim. Benim kullandığım Gradient PCR’ı  onlar yeni aldılar. Bendeki o cihaz ise dört yıldır bende.

Antik DNA’da dünyanın en iyisi kim?

Almanya’daki Max Planck bir numara.

Onlara ibretle mi bakıyoruz yoksa biz de bir şeyler yapabilir miyiz?

Antik DNA çok yeni Türkiye’de. 3-5 yıllık bir geçmişi var. Son yıllarda arkeoloji ve antropoloji bilim dallarıyla ortaklaşa yeni bilimsel çalışmalar var. Anadolu’daki çeşitli kazılardan çıkan kalıntılarda erkeklik dişilik tayinini yapacağız.

Son olarak Türkiye’de bir bilimsel sıçramadan söz edilebilir mi?

Bir deney yaparsınız ve sıçrarsınız. Nitelik mi nicelik mi? Diyelim ki 25 deney yapıldı. Ama hiçbir anlamı ve önemi yok. Bir deneyle o ülkeyi dünya biliminde öne çıkarabilirsiniz. Bu tamamen ülkenin bilimsel politikasıyla ilgili. Almanya, Kanada, Amerika ve İngiltere gibi fende öne çıkmış ülkelerin fen eğitimlerine bakılmalı.

27 Mart 2013
2325 defa okundu

İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi
PK 34134 Vezneciler, Fatih/İstanbul
Telefon: 0212 455 57 00, Faks: 0212 519 08 34